E-ISSN: 1019-5157
ISSN: 2651-5024
Cilt 29, Sayı 3 (2019)
Tam Metin PDF
Derleme
Dünya Sağlık Örgütü Santral Sinir Sistemi Tümörlerinin Sınıflaması üzerine 1979, 1993, 2000 ve 2007 yılları dahil olmak üzere 4 ayrı
edisyon, 2016 yılında ise güncellenmiş 4. edisyonu yayınlamıştı. Ancak bilgiler her geçen gün yenileniyor, bazı doğru kabul edilenler
yeni bilgilerle geçerliliğini y...
Sayfa: 226-233
Nöro-onkoloji alanındaki moleküler ve genetik çalışmalar onkogenez ve tümörlerin progresyonu ile ilgili yeni bakış açılarının
kazanılmasını sağlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) santral sinir sistemi tümörlerine yönelik sınıflandırmayı 2016 yılında değiştirerek
entegre, çok-katmanlı bir tanı mode...
Sayfa: 234-243
İntrakraniyal tümörler tüm primer santral sinir sistemi tümörlerinin %85-90"ini oluştururlar. Gliomlar erişkinlerdeki primer serebral
tümörlerinin yaklaşık %70"ini oluşturmaktadır ve insidansı yaklaşık olarak 6/100.000"dir. Glial neoplazmlar, glial hücrelerden köken
alır. Glial hücrelerin alt tipl...
Glial tümörler en sık görülen primer beyin tümörlerini oluşturlar. Glial destek hücrelerinden gelişirler. Oldukça iyi seyreden pilositik
astrositomlardan, son derece kötü gidişatlı glioblastoma kadar farklı tümör tiplerini içinde barındırır. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO)
2016 yılında tekrar düzenle...
Gliomlar beyin parankim hücrelerinden köken alan tümörler olup santral sinir sisteminin en sık görülen primer neoplazileridir. Bu
tümörler yüksek oranda morbidite ve mortaliteye neden olmaktadır. Cerrahi yaklaşım tedavinin temelini oluşturmasıyla beraber
multimodal yaklaşımların sağkalıma etkisi g...
Düşük veya yüksek dereceli gliomların tedavisinde, cerrahi tedavi halen öncelikli ve sağkalımı etkileyen en önemli tedavi basamağıdır.
Patolojik tanı koydurucu etkinliğinin yanı sıra, hastanın nörolojik bulgularını azaltıcı ve nörokognitif fonksiyonlarının iyileşmesine olanak
sağlamasıyla da hasta...
Sayfa: 266-270
Yazıyı hazırlanmamızın temel amacı beyinde kritik bölgelerde yerleşik gliomatöz tümörlerinin ameliyat öncesi tanısı, algoritmik
incelenme metodları, nörofonksiyonel tekniklerin irdelenmesi, mikrocerrahi yöntemler ve intraoperatif monitörizasyon tekniklerini
kullanarak tedavi edilmesi hakkında kaps...
Tüm glial tümörler içerisinde en malign ve en sık görüleni glioblastomlardır. Tüm glial tümörlerin insidansı daha da yüksek olmak
üzere glioblastomların görülme sıklığı ortalama 5,26/100.000 olarak bildirilmiştir. Glioblastomun prognozu kötüdür ve yaşam kalitesi
ile yaşam süresini belirgin olarak ...
Sayfa: 279-284
Gliomlar en sık görülen primer beyin tümörlerini oluştururlar. Oldukça iyi seyreden pilositik astrositomlardan, son derece kötü
gidişatlı glioblastoma kadar geniş yelpazesi olan beyinin destek hücrelerinden kaynaklanan tümörlerdir. Bu geniş yelpaze WHO
(Dünya Sağlık Örgütü) tarafından histopatoloj...
Sayfa: 285-289
Pilositik astrositom çocuklarda en sık görülen santral sinir sistemi tümörüdür. Çocuklarda ve daha az sıklıkta erişkinlerde görülen
bu tümörler sıklıkla posterior fossa kiazma ve hipotalamus bölgesinde görülmesine rağmen, santral sinir sisteminin başka
bölgelerinde de görülebilir. Tümör oluşumunda...
Glioblastoma (GBM) en yaygın primer malign beyin tümörüdür. Gliolastoma korpus kallozum boyunca uzanım yaptığı zaman
kelebek görüntüsü oluşturması nedeniyle "kelebek glioblastom (kGBM)" olarak adlandırılır. kGBM"ler tüm glioblastomaların yaklaşık
olarak %3"ünü oluşturur. Kelebek glioblastomalara y...
Düşük dereceli gliomlar yavaş klinik seyir gösteren intraaksiyal yerleşimli infiltratif tümörlerdir. Benzer patolojik görünüme rağmen
farklı anatomik tutulum ve klinik davranış gösterir. Ayrıca tedaviye yanıt açısından da farklılıklar görülür. Dünya Sağlık Örgütü 2016
santral sinir sistemi tümörle...
Gliomalar primer santral sinir sistemi tümörlerinin %30 unu oluşturmaktadır. Yetişkinlerde insidansı 26/100.000 oranındadır.
Sıklıkla 2. ve 3. dekadda görülmektedir. Genelde baş ağrısı nedeni ile saptanabildikleri gibi insidental olarak da saptanabilirler.
Gliomalar konnektomları invaze ederek bey...
Glioblastom (GBM) santral sinir sisteminin en sık görülen malin tümörüdür ve tedavisi her yönü ile kompleks ve zordur. Bu tümör
konusunda uzun yıllar içinde oluşan büyük bilgi birikimine rağmen halen küratif tedavi mümkün değildir. Fakat teknik ve teknolojik
gelişmeler ve hastalık biyolojisini anl...
Pleomorfik ksantoastrositom (PKA), tüm santral sinir sistemi astrositomlarının %1"inden azını oluşturan nadir ve yavaş büyüyen
tümörlerdir. "2016 Dünya Sağlık Örgütü Santral Sinir Sistemi Tümör Sınıflaması"nda "diğer astrositik tümörler" başlığı altında
"pleomorfik ksantoastrositom Grade 2" tümörl...
Sayfa: 339-346
Nöronal ve mikst nöronal-glial tümörler, glial tümörlerden daha az sıklıkta görülen, değişken dereceli nöronal ve glial farklılaşma ile
karakterize, glial tümörlere nazaran daha az agresif seyreden genel olarak iyi prognozlu tümörlerdir.
Bu grup içinde ganlioglioma / gangliositoma, disembriyoplast...
Sayfa: 347-350
Subependimal dev hücreli astrositomlar gelişimsel patolojiler olarak düşünülmekte olup genelde iyi huylu tümörler olarak bilinir.
Foramen Monro çevresindeki ventrikül bölgesinde büyümeleri sonucu, kafa içi basınç artışı ve hidrosefali ile karşımıza çıkabilirler.
Otozomal dominant geçişli, sistemik...
Sayfa: 351-356
Tektal plate gliomları, yavaş büyüyen ve büyük oranda düşük gradeli olan, fokal gliomlardır. Pediatrik popülasyonda beyin sapı
tümörlerinin yaklaşık olarak %5"i, erişkinlerde ise %8"i tektal plate yerleşimlidir. Anatomik olarak kritik bir lokalizasyonda bulunması
nedeniyle tedavi seçeneklerinin iy...
Spinal gliomlar tüm spinal primer tümörlerin %20"sini oluşturur ve merkezi sinir sistemi neoplazmaları içinde çok nadir görülürler.
Bu tümörler serebral gliomlar ile çeşitli özellikleri paylaşırlar. Astrositom ve ependimom gibi serebral hemisferlerin gliomları ile
aynı histopatolojik sınıflandırma...