E-ISSN: 1019-5157
ISSN: 2651-5024
Cilt 28, Sayı 1 (2018)
Tam Metin PDF
Derleme
Sayfa: 001-004
Subaraknoid kanama (SAK)"nın risk faktörleri ile kafa içi anevrizmaların risk faktörleri büyük oranda benzerdir. Risk faktörlerinin analizi
yapılırken bu risk faktörlerinin değiştirilebilir ve değiştirilemez olmasının dikkate alınması önleyici yaklaşımların ortaya konulması
açısından daha yararlı ...
Sayfa: 005-009
Spontan subaraknoid kanama (SAK); genellikle intrakranial anevrizma rüptürü sonrası oluşur. SAK"ın en önemli risk faktörleri;
hipertansiyon, sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimidir. Epidemiyolojik çalışmalarda SAK hastalarının birinci derece yakınlarında
genel topluma oranla 3 ila 7 kat arasın...
Kanamamış anevrizmalar toplumda %0,4-6 sıklıktadır. Görüntüleme yöntemlerinin sık kullanımıyla kanamamış anevrizmaların tespiti
artmaktadır. Bununla birlikte, kanamamış anevrizmaların büyük çoğunluğunda kanama olmayacağı bilinmektedir. Tahminlere göre her
200?400 anevrizmanın sadece bir tanesinde ...
Sayfa: 016-021
Anevrizma tedavisi Dandy"nin 1937"de ilk defa posterior komunikan arter anevrizmasını kliplemesiyle başlar. Yaklaşık altmış
yıl mikrocerrahi klipleme anevrizma tedavisinde altın standart olarak kaldı. 1974 yılında Serbinenko ayrılabilir lateks balonla
endovasküler anevrizma tedavisini gerçekleştir...
Sayfa: 022-029
Vertebrobaziler sistem anatomik olarak karmaşık bir yapı içerir. Bu bölgenin anevrizmalarına cerrahi olarak ulaşım için anatominin
detaylı olarak bilinmesi gereklidir. Bunun yanı sıra cerrahi planlamada ameliyat öncesi vasküler görüntüleme tekniklerinin ayrıntılı
incelenmesi ameliyat sırasında kom...
Vertebrobaziler sistem anevrizmaları tüm intrakranial anevrizmaların %8-15"ini teşkil ederler. Bu alt grup anevrizmaların yaklaşık
%51"lik bölümünü baziler arter (baziler tepe) anevrizmaları oluşturur. Yüksek rüptür eğilimleri posterior dolaşım anevrizmalarının
karakteristik özellikleridir. Rüptür...
İnternal karotid arter (İKA) anevrizmaları tüm intrakranial anevrizmaların %30-50 kadarını oluşturmakta olup bunlar içerisinde en
büyük grubu posterior komunikan arter (PKoA) anevrizmaları meydana getirmektedir. Kanama riski PKoA anevrizmalarında belirgin
olarak yüksekken, kavernöz segment anevriz...
Sayfa: 042-049
İnternal karotid arter (İKA) anevrizmalarının tedavi yöntemleri cerrahi veya endovasküler yaklaşımlardır. İKA anevrizmaların cerrahi
tedavisinde pterional kraniotomi en çok kullanılan yaklaşımdır. Kanamış İKA anevrizmalarının cerrahi tedavisinde başarıyı etkileyen
en önemli faktör tedavinin zamanl...
Supraklinoid anevrizmalar tipik olarak distal dural ringin distalinde kalan internal karotid arter (İKA) segmentinden, ya da kavernöz
sinüsün çatısından, karotid bifurkasyona kadar olan İKA"den kaynaklanan intradural anevrizmalardır. Son yıllarda cihaz, teknik
ve bilgi birikiminde olan hızlı ilerl...
Sayfa: 058-064
Orta serebral arter beyni besleyen ve internal karotid arterden köken alan ana damarlardan biridir. Orta serebral arterin trank yapıları,
kortikal dalları, erken dalları ve anomalilerinin mikrocerrahi anatomisi ile bilinmesi bu alanları ilgilendirecek cerrahi yaklaşımlar için
çok önemlidir. Trank ...
Sayfa: 065-070
Proksimal anterior serebral arter (A1) anevrizmaları nadir görülmesine ve küçük boyutta olmalarına rağmen, klinik progresyon
açısından tehlikeli anevrizmalardır. Boyutlarının genellikle 2-2,5 mm"nin altında olması nedeniyle subaraknoid kanama (SAK) veya
intraserebral hematom ile başvuran hastalard...
Sayfa: 071-076
Distal anterior serebral arter (DASA) anevrizmaları tüm intakranial anevrizmaların % 2,1-9,2"unu oluşturur. En sık olarak perikallozal
ve kallozomarjinal arter bifurkasyonlarında görülürler. Tipik olarak bu anevrizmalar küçük boyutlu ve geniş boyunludurlar. Spontan
sakküler anevrizma en sık görüle...
Sayfa: 077-084
İntrakranial anevrizmalı hastaların yaklaşık %20 ile 30"unda ek anevrizma bulunur. Bu sıklık tek başına şans eseri beklenenden
10 kat daha fazladır ve çoklu anevrizma gelişiminin altında yatan patofizyolojik etiyolojiyi akla getirmektedir. Çoklu anevrizmalar
aynı hastada ön veya arka dolaşımda, ay...
İntrakranial anevrizmaların yaklaşık %5"i 2,5 cm"den büyüktür ve bunlar "dev anevrizma" olarak isimlendirilir. Dev anevrizma
düşünülen olgularda anjiyografik görüntüler mutlaka manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı tomografi ile desteklenerek
anevrizmanın gerçek boyutları öğrenilmelidir...
Sayfa: 093-094
Dev anevrizmalar boyutları 25 mm"den büyük anevrizmalardır. Bu anevrizmaların tedavi sonuçları diğer anevrizmalara göre daha
kötüdür. Gelişen endovasküler tekniklerle tedavisinde ilerlemeler elde edilmiştir. Derlemede dev anevrizmaların tedavi yöntemleri ve
klinik sonuçları tartışılmıştır.
Sayfa: 095-102
Blister anevrizmalar internal karotid arter (İKA)"in dallanmayan bölgelerinde ortaya çıkan yarım kubbe şeklinde anevrizmalardır.
Anterior ve posterior sirkülasyonda görülebilmekle birlikte en çok supraklinoid İKA"da görülür. Opere edilen İKA anevrizmalarının
%0,3-1,7"ni, kanayan anevrizmaların ise...
Sayfa: 103-109
Anevrizma cerrahi tedavisinde standart pterional kraniotomi yanında son yıllarda kullanım sıklığı artan minimal invazif yaklaşımlarından
bahsedilecektir. Minimal invazif yaklaşımların tanıtımı, cerrahi sonuçları ve avantajları konu edilecektir. Son yıllarda yaygın olarak
kullanılan minimal invazif...
Anevrizma cerrahisinde, etkin klipleme hedefine yönelik olarak intraoperatif görüntüleme yöntemleri önemli yardımcılardır. Cerrahi
esnasında klibin anevrizma boynunu tam olarak kapatıp kapatamadığı, rezidü varlığı ve ana arterlerin klipleme nedeniyle daralması
durumlarının değerlendirilmesi gerekm...
Subaraknoid kanama (SAK) serebral damarlarda bulunan kanın travmaya ya da vasküler bir patolojiye bağlı olarak subaraknoid
mesafeye dağıldığı klinik durumdur. SAK sonrası yaşayan hastaların %69"unun yaşam kalitesi düşmektedir. Vazospazm ve buna
bağlı gecikmiş serebral iskemi SAK sonrası morbiditen...
Sayfa: 119-123
Subaraknoid kanama (SAK) sonrası gelişen fokal serebral iskeminin başlıca nedeni serebral vazospazmdır. Klinik olarak diğer iskemik
inmelerden farkı, ortaya çıkmasının öngörülebilirliği, önlenebilirliği ve tedavi edilebilirliğidir. Anevrizma kanamasından sonra gelişen
en korkutucu komplikasyon tek...
Sayfa: 124-128
Günümüzdeki gelişmeler ile birlikte subaraknoid kanama sonucu mortalite oranları düşmeye başlamış olmasına rağmen morbidite
oranları aynı düzeylerde devam etmektedir. Buna bağlı olarak hastalarda sadece fiziksel olarak değil, kognitif ve psikolojik
disfonksiyonlar gelişmektedir. Rehabilitasyon ile...
Sayfa: 129-131
Subaraknoid kanama (SAK) yıllık 9/100000 insidans ile gözlenen ve bireylerin yaşının artması ile bu insidansın daha da arttığı klinik bir
tablodur. 1980"li yıllara oranla günümüzdeki mortalite oranları daha az olmakla beraber hâlâ yüksektir. SAK ile başvuran hastalarda
prognozu etkileyen faktörler...
Sayfa: 132-133
Subaraknoid kanamalar (SAK) tüm serebrovasküler hastalıkların %5"ini oluşturur. Son yıllardaki sağlık alanındaki gelişmelere
rağmen, SAK"nın morbidite ve mortalitesi ile sağlık sisteminin üzerindeki ekonomik ağırlığında azalma olmamıştır. Hem hasta hem
de hastaya bakan aile bireyleri için yaşam ka...
Düzeltme