E-ISSN: 1019-5157 ISSN: 2651-5024
Derleme
Subaraknoid kanama (SAK)"nın risk faktörleri ile kafa içi anevrizmaların risk faktörleri büyük oranda benzerdir. Risk faktörlerinin analizi yapılırken bu risk faktörlerinin değiştirilebilir ve değiştirilemez olmasının dikkate alınması önleyici yaklaşımların ortaya konulması açısından daha yararlı ...
Spontan subaraknoid kanama (SAK); genellikle intrakranial anevrizma rüptürü sonrası oluşur. SAK"ın en önemli risk faktörleri; hipertansiyon, sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimidir. Epidemiyolojik çalışmalarda SAK hastalarının birinci derece yakınlarında genel topluma oranla 3 ila 7 kat arasın...
Kanamamış anevrizmalar toplumda %0,4-6 sıklıktadır. Görüntüleme yöntemlerinin sık kullanımıyla kanamamış anevrizmaların tespiti artmaktadır. Bununla birlikte, kanamamış anevrizmaların büyük çoğunluğunda kanama olmayacağı bilinmektedir. Tahminlere göre her 200?400 anevrizmanın sadece bir tanesinde ...
Anevrizma tedavisi Dandy"nin 1937"de ilk defa posterior komunikan arter anevrizmasını kliplemesiyle başlar. Yaklaşık altmış yıl mikrocerrahi klipleme anevrizma tedavisinde altın standart olarak kaldı. 1974 yılında Serbinenko ayrılabilir lateks balonla endovasküler anevrizma tedavisini gerçekleştir...
Vertebrobaziler sistem anatomik olarak karmaşık bir yapı içerir. Bu bölgenin anevrizmalarına cerrahi olarak ulaşım için anatominin detaylı olarak bilinmesi gereklidir. Bunun yanı sıra cerrahi planlamada ameliyat öncesi vasküler görüntüleme tekniklerinin ayrıntılı incelenmesi ameliyat sırasında kom...
Vertebrobaziler sistem anevrizmaları tüm intrakranial anevrizmaların %8-15"ini teşkil ederler. Bu alt grup anevrizmaların yaklaşık %51"lik bölümünü baziler arter (baziler tepe) anevrizmaları oluşturur. Yüksek rüptür eğilimleri posterior dolaşım anevrizmalarının karakteristik özellikleridir. Rüptür...
İnternal karotid arter (İKA) anevrizmaları tüm intrakranial anevrizmaların %30-50 kadarını oluşturmakta olup bunlar içerisinde en büyük grubu posterior komunikan arter (PKoA) anevrizmaları meydana getirmektedir. Kanama riski PKoA anevrizmalarında belirgin olarak yüksekken, kavernöz segment anevriz...
İnternal karotid arter (İKA) anevrizmalarının tedavi yöntemleri cerrahi veya endovasküler yaklaşımlardır. İKA anevrizmaların cerrahi tedavisinde pterional kraniotomi en çok kullanılan yaklaşımdır. Kanamış İKA anevrizmalarının cerrahi tedavisinde başarıyı etkileyen en önemli faktör tedavinin zamanl...
Supraklinoid anevrizmalar tipik olarak distal dural ringin distalinde kalan internal karotid arter (İKA) segmentinden, ya da kavernöz sinüsün çatısından, karotid bifurkasyona kadar olan İKA"den kaynaklanan intradural anevrizmalardır. Son yıllarda cihaz, teknik ve bilgi birikiminde olan hızlı ilerl...
Orta serebral arter beyni besleyen ve internal karotid arterden köken alan ana damarlardan biridir. Orta serebral arterin trank yapıları, kortikal dalları, erken dalları ve anomalilerinin mikrocerrahi anatomisi ile bilinmesi bu alanları ilgilendirecek cerrahi yaklaşımlar için çok önemlidir. Trank ...
Proksimal anterior serebral arter (A1) anevrizmaları nadir görülmesine ve küçük boyutta olmalarına rağmen, klinik progresyon açısından tehlikeli anevrizmalardır. Boyutlarının genellikle 2-2,5 mm"nin altında olması nedeniyle subaraknoid kanama (SAK) veya intraserebral hematom ile başvuran hastalard...
Distal anterior serebral arter (DASA) anevrizmaları tüm intakranial anevrizmaların % 2,1-9,2"unu oluşturur. En sık olarak perikallozal ve kallozomarjinal arter bifurkasyonlarında görülürler. Tipik olarak bu anevrizmalar küçük boyutlu ve geniş boyunludurlar. Spontan sakküler anevrizma en sık görüle...
İntrakranial anevrizmalı hastaların yaklaşık %20 ile 30"unda ek anevrizma bulunur. Bu sıklık tek başına şans eseri beklenenden 10 kat daha fazladır ve çoklu anevrizma gelişiminin altında yatan patofizyolojik etiyolojiyi akla getirmektedir. Çoklu anevrizmalar aynı hastada ön veya arka dolaşımda, ay...
İntrakranial anevrizmaların yaklaşık %5"i 2,5 cm"den büyüktür ve bunlar "dev anevrizma" olarak isimlendirilir. Dev anevrizma düşünülen olgularda anjiyografik görüntüler mutlaka manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı tomografi ile desteklenerek anevrizmanın gerçek boyutları öğrenilmelidir...
Dev anevrizmalar boyutları 25 mm"den büyük anevrizmalardır. Bu anevrizmaların tedavi sonuçları diğer anevrizmalara göre daha kötüdür. Gelişen endovasküler tekniklerle tedavisinde ilerlemeler elde edilmiştir. Derlemede dev anevrizmaların tedavi yöntemleri ve klinik sonuçları tartışılmıştır.
Blister anevrizmalar internal karotid arter (İKA)"in dallanmayan bölgelerinde ortaya çıkan yarım kubbe şeklinde anevrizmalardır. Anterior ve posterior sirkülasyonda görülebilmekle birlikte en çok supraklinoid İKA"da görülür. Opere edilen İKA anevrizmalarının %0,3-1,7"ni, kanayan anevrizmaların ise...
Anevrizma cerrahi tedavisinde standart pterional kraniotomi yanında son yıllarda kullanım sıklığı artan minimal invazif yaklaşımlarından bahsedilecektir. Minimal invazif yaklaşımların tanıtımı, cerrahi sonuçları ve avantajları konu edilecektir. Son yıllarda yaygın olarak kullanılan minimal invazif...
Anevrizma cerrahisinde, etkin klipleme hedefine yönelik olarak intraoperatif görüntüleme yöntemleri önemli yardımcılardır. Cerrahi esnasında klibin anevrizma boynunu tam olarak kapatıp kapatamadığı, rezidü varlığı ve ana arterlerin klipleme nedeniyle daralması durumlarının değerlendirilmesi gerekm...
Subaraknoid kanama (SAK) serebral damarlarda bulunan kanın travmaya ya da vasküler bir patolojiye bağlı olarak subaraknoid mesafeye dağıldığı klinik durumdur. SAK sonrası yaşayan hastaların %69"unun yaşam kalitesi düşmektedir. Vazospazm ve buna bağlı gecikmiş serebral iskemi SAK sonrası morbiditen...
Subaraknoid kanama (SAK) sonrası gelişen fokal serebral iskeminin başlıca nedeni serebral vazospazmdır. Klinik olarak diğer iskemik inmelerden farkı, ortaya çıkmasının öngörülebilirliği, önlenebilirliği ve tedavi edilebilirliğidir. Anevrizma kanamasından sonra gelişen en korkutucu komplikasyon tek...
Günümüzdeki gelişmeler ile birlikte subaraknoid kanama sonucu mortalite oranları düşmeye başlamış olmasına rağmen morbidite oranları aynı düzeylerde devam etmektedir. Buna bağlı olarak hastalarda sadece fiziksel olarak değil, kognitif ve psikolojik disfonksiyonlar gelişmektedir. Rehabilitasyon ile...
Subaraknoid kanama (SAK) yıllık 9/100000 insidans ile gözlenen ve bireylerin yaşının artması ile bu insidansın daha da arttığı klinik bir tablodur. 1980"li yıllara oranla günümüzdeki mortalite oranları daha az olmakla beraber hâlâ yüksektir. SAK ile başvuran hastalarda prognozu etkileyen faktörler...
Subaraknoid kanamalar (SAK) tüm serebrovasküler hastalıkların %5"ini oluşturur. Son yıllardaki sağlık alanındaki gelişmelere rağmen, SAK"nın morbidite ve mortalitesi ile sağlık sisteminin üzerindeki ekonomik ağırlığında azalma olmamıştır. Hem hasta hem de hastaya bakan aile bireyleri için yaşam ka...
Düzeltme