E-ISSN: 1019-5157 ISSN: 2651-5024

Cilt 27, Sayı 2 (2017)

Tam Metin PDF
Derleme
Beyin tümörlerinde hastalık biyolojisinin moleküler biyolojik yöntemlerle irdelenmesi hastalıklar konusunda çok daha fazla bilgi edinmemizi sağlamıştır. Bu sayede morfolojik kriterlere göre aynı görünümde olan ve aynı tanıyı alan tümörlerin farklı biyolojik davranışlarda olabilecekleri görülmüş ve...
Kanser hücreleri yaşamlarını devam ettirebilmek ve saldırganlık özelliklerini geliştirebilmek için birçok farklı mekanizma kullanırlar. Bu mekanizmalar arasında genetik değişimler detaylı ve yoğun olarak çalışılmakta olsa da bu farklılıkların yanı sıra genetik üstü (epigenetik) mekanizmaların kans...
Kanserlerin bazı ailelerde daha sık görülmesi bir kansere yatkınlık durumunun olabileceğini akla getirir. Klasik bilgiye göre, diğer bir çok kanser için gösterilmiş olan bu yatkınlık durumu, glial tümörlerin ancak küçük bir kısmında gözlemlenir. Klasik epidemiyolojik çalışmalar gliomların ancak %5...
Nörokütanöz sendromlar ektodermal kökenli dokuları etkileyen, genetik geçişli hastalıklardır. Cilt bulguları nedeniyle "fakomatozlar" olarak da isimlendirilirler. Bugüne kadar 67 tanesi tanımlanmış olan bu sendromlar kanser yatkınlığı oluşturdukları ve sık olarak hamartomlardan malign tümörlere uz...
Santral sinir sistemi (SSS) metastazları, kanser hastalarındaki morbidite ve mortalitenin en önemli sebebidir. Etkin tedavileri için hastalığın ve metastatik sürecin biyolojilerinin anlaşılması çok önemlidir. Yazının amacı periferik kanserlerin SSS metastazlarının kanser biyolojisi konusundaki gel...
Gliomlar, çocukluk çağındaki beyin tümörlerinin yaklaşık %60"ını oluşturur. Histolojik tanısı aynı olsa da moleküler heterojeniteye bağlı olarak farklı biyolojik davranışlar gösterebilirler. Son yıllarda yapılan moleküler biyolojik çalışmalar bu tümörlerin biyolojik davranışlarının anlaşılması kon...
Düşük gradeli gliom (DGG) kavramı gliomların patolojik sınıflamasının evrilmesi sonucunda oluşmuş klinik bir tanımlamadır. Bu kavramla tanımlanan tümörler benzer patolojik görünüme rağmen, anatomik yerleşim, klinik davranış ve tedaviye cevap açısından belirgin farklılıklar gösterirler. Bu derlemen...
Yüksek gradeli tümörlerin tedavisi on yıllardır bilinmezlikler ve başarısızlıklarla dolu bir alan olmuş ve bu hastalığa pessimist bir bakış açısı yaratmıştır. Bu başarısızlığın en önemli nedeni tümör biyolojisini anlayamamış olmamızdır. Son on yıldaki moleküler biyolojik çalışmalar bu heterojen tü...
Meningiomlar en sık görülen beyin tümörlerinden birisidir. Her ne kadar meningiomların büyük bir çoğunluğu efektif şekilde tedavi edilebiliyor olsa da meningiomların tedavisinde hâlâ tedavi için ciddi sorunlar çıkarabilen problemler vardır. Bu problemlerin çözülebilmesi için meningiom biyolojisini...
1942 yılında Stout ve Murray plevrada yerleşimli hemanjioperisitoma ve soliter fibröz tümörü tanımladılar. Sonraki yıllarda bu tümörlerin vücudun birçok yerinde gelişebileceği gösterildi. Bu derlemede beynin nadir görülen tümörleri arasında yer alan bu iki tümörün biyolojileri konusunda son yıllar...
Hipofiz adenomlarında tümörogenez çok basamaklı olup genetik ve epigenetik değişiklikler ile birçok iç ve dış faktörün yer aldığı karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte onkogenler, tümör baskılayıcı genler, hücre döngüsü elemanları, genetik mutasyonlar, epigenetik modifikasyonlar, mikroRNA"lar rol oyna...
Medulloblastom çocukluk çağında en sık tanı konulan malign beyin tümörüdür. Son yıllarda radyoterapi ve kemoterapi alanlarında olan gelişmeler bu tümörün prognozunu iyi yönde etkilemiştir. Fakat halen hastaların bir kısmı hızlı bir seyir sonrası kaybedilmektedir. Moleküler biyoloji ve genetik alan...
CNS-PNET"ler nadir görülen, agresif seyirli, immatür görünümlü, histopatolojik analizle ayırt edilebilecek belirteçleri olmayan bir pediatrik beyin tümörü tipidir. Histopatolojik sınıflamanın bu tümörün biyolojisini yansıtmak konusunda kısıtlılıkları vardır. Bu nedenle uluslararası bir kollaborasy...
Kordoma, embriyonal notokord kalıntılarından köken alan, aksiyal iskelet boyunca yerleşim gösteren, genellikle düşük dereceli, kalsifiye olmuş ve lobüllerden meydana gelen kemik doku içinde yerleşimli bir iskelet tümörüdür. Bu derlemenin amacı kordoma tümör biyolojisi, tanı ve tedavisi konusunda m...
Kraniyofarenjiyomlar geçmişten beri iyi huylu tümörler olarak düşünülmüştür, ancak tedavileri zordur ve çoğu zaman kötü klinik sonuçlar ve yüksek morbidite ile ilişkilidirler. Daha etkin tedavi yöntemlerinin geliştirilebilmesi için hastalık biyolojisinin daha iyi anlaşılması gereklidir. Yakın zama...
Yazının amacı, kanser tedavisinde standart yöntemler olan cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiye ek olarak ortaya çıkmış ve yaygın kullanım alanı bulmuş olan hedefe yönelik kanser tedavilerinin güncel durumunu ortaya koymaktır. Glioblastomanın moleküler biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla tümör pa...