E-ISSN: 1019-5157 ISSN: 2651-5024
Derleme
İntrakraniyal anevrizma, serebral arter duvarındaki zayıflık nedeniyle kan damarının lokalize balonlaşmasıdır. En sık 30 ila 60 yaşlar arası görülür. Anevrizmaların %90"ından fazlası 10 mm"den küçüktür ve anterior serebral sirkülasyonda yerleşir. Kazanılmış hastalık veya kalıtsal faktörler nedeniy...
Subaraknoid kanama (SAK) araknoid ile pia mater arasında, normal koşullarda beyin -omurilik sıvısının bulunduğu boşluğa, kan geçmesi ile oluşan durumdur. SAK tüm serebrovasküler olayların %5"ni oluşturur. Anevrizmal SAK travmadan sonra en sık rastlanan spontan SAK nedenidir. Bu tür hastaların önem...
Anevrizma rüptürüne bağlı; subaraknoid kanamanın (SAK) ileri tedavi yöntemlerine rağmen halen yüksek mortalite ve morbidite oranına sahiptir. Nöro-görüntülemenin; anevrizmal morfolojinin tedaviyi yönlendirmek için doğru bir şekilde karakterize edilmesi önemlidir. Serebral anevrizmalı hastaların de...
Anevrizmal subaraknoid hemoraji (SAH) yüksek oranda mortalite ve morbidite nedenidir. Kranial bilgisayarlı beyin tomografisinde (BBT) SAH saptanan hastaların bir kısmında, yapılan vasküler görüntüleme tetkiklerinde patoloji saptanmayabilir. Bu hastaların bir kısmında hemoraji perimesensefalik bölg...
Anevrizmaya bağlı subaraknoid kanama mortalitesi ve morbiditesi son derece yüksek önemli bir tıbbi problemdir. Anevrizmal subaraknoid kanamaların tedavi sürecinin hasta bazlı düşünülerek düzgün bir biçimde yürütülebilmesinin ve hastada gelişebilecek erken ve geç dönem muhtemel komplikasyonların op...
Nöroşirürji pratiğinin en önemli hastalıklarından birisi olan subaraknoid kanama, büyük oranda intrakraniyal anevrizmaların rüptürü sonucunda oluşur. Subaraknoid kanamanın ilerleyen günlerinde bu hastaları bekleyen en önemli komplikasyonlardan birisi vazospazmdır. Vazospazmın patogenezi tam belirl...
Anevrizmal subaraknoid kanama (SAK) insidansı 11/100000 civarındadır. Tüm serebrovasküler olayların %6-8"ini oluşturmaktadır. Anevrizmal SAK geçiren hastaların yaklaşık %15-30"u sağlık kuruluşuna ulaşamadan eksitus olmaktadır. Sağlık kuruluşuna ulaşan olgularında %25-40"ı mortal seyretmektedir. Bu...
Kavernöz karotis anevrizmaları, genellikle asemptomatik ve yaşamı tehdit etme riski düşük olan iyi huylu lezyonlar olarak kabul edilir. Oluşum mekanizmalarında idiyopatik, travmatik, iyatrojenik ve enfeksiyöz sebepler sayılmaktadır. Bu anevrizmaların yönetimi tartışmalıdır ve bir karar almak klini...
Geçici klipler, zaman zaman intraoperatif anevrizma rüptürünü kontrol etmek için kullanılır, fakat daha sık olarak anevrizma diseksiyonu sonrası kalıcı klibe yer hazırlamak için kullanılır. Gergin ve pulsatil bir anevrizma sadece büyük kuvvetle manipüle edilirken, yumuşatılmış bir anevrizma ise ko...
Superior hipofizeal arter anevrizmaları (SHA) tipik olarak intradural olup subaraknoid kanama (SAK) için risk oluşturur. Hastanın yaşı, komorbidite, paraklinoid bölgenin karmaşık yapısı, dural katlantılar, optik sinir komşuluğu gibi faktörlerden dolayı mikrocerrahi bu bölge anevrizmalarının kliple...
Distal anterior serebral arter anevrizmalar, tüm intrakraniyal anevrizmalar içinde nadir görülen anevrizmalardır. Bu anevrizmaların ilk basamak tedavi yöntemi, nöroanatomik lokalizasyonları, konfigürasyonları, morfolojik varyasyonları, genelde geniş tabanlı olmaları, parent arterlerin kıvrımlı yap...
İnternal karotid arter (İKA) anevrizmaları tüm anevrizmaların %31,5"ini içermektedir. İntrakavernöz İKA anevrizmaları ise tüm intrakranyal anevrizmaların %4-9"unu, dev anevrizmaların %9-25"ini oluşturmaktadır. İKA"in kavernöz segmenti (KS), arterin kavernöz sinüse girdiği foramen laserum seviyesin...
Hastalarda serebral anevrizma rüptürü veya cerrahisi sonrasında nörodefisitler gözlenmese de kognitif fonksiyon bozuklukları ve kişilik değişiklikleri görülebilir. Anterior kommünikan arterin (AComA) ve perforanlarının beslediği serebral alanlar nedeniyle özellikle AComA anevrizmalarının tedavisi ...
Anevrizma cerrahisinde endoskopun kullanımı, cerrahi sahanın daha iyi görüntülebilmesi, klipleme öncesi ve sonrasında anevrizma domunun, ana arter ve perforanların gizli kalmış ve mikroskop ile görüntülenmesi zor alanların görülebilmesi açısından gittikçe artmaktadır. Başlangıçta sadece klipleme ö...
Serebral arteriovenöz malformasyon (AVM) her bir kanama atağında yüksek mortalite ve morbiditeye sahip, özellikle genç hastalarda sık görülen spontan intrakranial kanama nedenidir. Nöroşirürjinin sık görülen vasküler hastalıklarından biri olması nedeni ile kanama riskinin belirlenebilmesi hasta yö...
Arteriyovenöz malformasyonlar (AVM"ler), displastik dilate olmuş arterler ve venlerin oluşturduğu kapiller yatak ve arada nöral parankim içermeyen arteriel kanın direkt drene edici venlere boşaldığı anormal damarlardan oluşur. Bir AVM"nin en sık görülen klinik durumu intraserebral kanamadır. Enfla...
İnfratentoryal arteriovenöz malformasyonlar tüm intrakraniyal arteriovenöz malformasyonların %7-15"ini temsil eden konjenital vasküler lezyonlardır. Supratentoryal arteriovenöz malformasyonlardan daha az görülmesine rağmen, daha fazla rüptür, morbidite ve mortaliteye neden olmaktadır. Arteriovenöz...
İntrakraniyal arteriovenöz fistüller en sık Dural Arteriovenöz fistüller şeklinde görülürler ve dura yaprakları arasındaki arter ve ven arasındaki anormal ilişki olarak tarif edilir. En sık transvers ve sigmoid sinüs komşuluğunda rastlanır. Genellikle benign seyirli olup pulsatil tinnitusdan, mali...
Karotikokavernöz fistüller internal karotid arter ile kavernöz sinüs arasındaki anormal arteriyovenöz anastomozlardır. Karotikokavernöz fistüllerin direkt ve indirekt şeklinde farklı klinik sunumu olan iki geniş kategorisi vardır. Direkt ya da yüksek akımlı KKF"de internal karotis arter ile kavern...
Hemorajik inmenin en sık görülen tipi olan spontan intraserebral hemoraji (İSH), inme ile ilişkili mortalite ve morbiditenin önde gelen nedenidir ve topluma büyük ekonomik yük oluşturmaktadır. Kontrolsüz hipertansiyon spontan İSH"nin en sık nedenidir. Nörogörüntülemedeki gelişmeler, organize inme ...
Teknolojik gelişmeler endonazal yolla sellar ve suprasellar bölgedeki lezyonların endoskopik olarak tedavi edilmesini mümkün kılmıştır. Endoskopik yöntemlerin mikrocerrahiyle karşılaştırıldığında daha az invaziv olduğu, komplikasyon oranının daha az olduğu ve daha etkin bir tedavi yöntemi olduğu d...
Hemanjiyoblastomlar, santral sinir sistemi özellikle de posterior fossa yerleşimi gösteren benign, vasküler tümörlerdir. Santral sinir sistemi hemanjiyoblastomları sporadik veya von Hippel- Lindau hastalığı ile ilişkili olarak görülebilir. Soliter hemanjiyoblastomların standart tedavisi mikrocerra...
Pineal bölge vasküler lezyonların nadir yerleştiği bir bölgedir. Ancak derin yerleşimli olması ve önemli nöral ve vasküler yapılarla yakın ilişkisi nedeniyle tedavilerinin zorlu olduğu bir bölgedir. Son birkaç dekadda endovasküler girişimler ve radyocerrahi primer tedavi seçenekleri olmuşsa da bu ...
Spinal subdural hematom (SSH) ve spinal epidural hematom (SEH), kısa sürede gelişen çok nadir komplikasyonlardır. Etiyoloji lokasyona göre değişir. En sık kanama nedeni travmadır. Vasküler malformasyonlar ve kanama diatezleri, omuriliği etkileyen travmatik olmayan kanamanın en yaygın nedenleridir....
Beyin sapı lezyonlarının cerrahisi bu bölgede bulunan kritik sinir yolakları ve nükleusların varlığı sebebiyle beyin ve sinir cerrahları için oldukça zorlayıcı olmuştur. Çünkü cerrahi sonuçların, lezyonun doğal seyrinin sonuçlarından daha iyi olması ve ek morbiditeye yol açmaması gerekmektedir. Da...
Nörolojik morbiditeyi artırmadan patolojik lezyonların total rezeksiyonun sağlanması için intraoperatif rezeksiyon kontrolü giderek daha önemli hale gelmiştir. İntraoperatif manyetik rezonans görüntüleme (İo-MRG) patolojik lezyon sınırlarını intraoperatif tanımlamaya ve cerrahın oryantasyonunu düz...
Düzeltme