E-ISSN: 1019-5157
ISSN: 2651-5024
Cilt 23, Sayı 2 (2013)
Tam Metin PDF
Derleme
Kraniofarenjiomalar kranio-farenjial kanal boyunca gelişen epitelyal tümörlerdir ve çocuklarda intrakranial tümörlerin %5,6 – 13’ünü
oluştururlar. İlk olarak 1857 yılında Alman patolog Friedrich Albert von Zenker tarafından tanımlanmıştır. Bu lezyonlar yerleşim yerine bağlı
ve hipotala...
Pineal bölge tümörleri çocukluk çağında tüm intrakranial tümörlerin %3-8 ini oluşturur. Çok farklı tümör tipleri izlenebilir. En büyük grubu
germ hücreli tümörler oluşturur. Diğer lezyonlar pineal bez ve çevre dokudan köken alırlar. Tümör tipine göre farklı tedavi yöntemlerinin
uygulanması gerekir...
Hafif veya minör kafa travmaları çocukluk çağında yaygındır. Ülkemizde çocuklarda görülen hafif kafa travmaları ile ilgili ulusal düzeyde veri
içeren kapsamlı bir çalışma yoktur. Ancak çok sayıda lokal retrospektif çalışma yapılmıştır. Düşmeler, çocuklarda görülen hafif kafa travmalarının
en yaygı...
Çocuk istismarı tıbbi, hukuki ve ahlaki yanları bulunan dünya ölçeğinde bir sorundur. Genel kapsamıyla fiziksel, duygusal, cinsel istismar ve
ihmal başlıkları altında incelenebilir. Bu makale nöroşirürjikal bir bakış açısıyla, fiziki istismardan köken alan kafa travmasına odaklanmaktadır.
Hırpalan...
Pediatrik yaş grubundaki spinal travmaların tanı ve tedavisi, belirli bir çocukluk yaş grubuna özgü omurilik ve omurga anatomisinin ve buna
bağlı omurga biomekaniğinin iyi bilinmesini gerekli kılar. Omurga, yenidoğan döneminden ergenliğe kadar biyomekanik özelliklerini doğrudan
etkileyen bir seri ...
Tanımlanmasından bu yana kraniyosinosoz pek çok nöroşirürjiyen ve plastik rekonstrüktif cerrah tarafından ilgi konusu olmuştur. Gerek cerrahi
yaklaşımlardaki çeşitlilik ve farklılıklar, gerekse de uygulandığı yaş grubu göz önünde bulundurularak alınan riskler nedeniyle kraniyosinostozlara
yaklaşım...
Sayfa: 138-140
Kraniofasial cerrahi kraniosinostoz, nazal yada ethmoidal ensofolosel gibi kongenital gelişim defektleri, fibröz displazi, kraniofasial yapıların
tümoral tutulumları gibi değişik konuları içermektedir. İster konjenital gelişimsel anomaliler isterse tümoral tutulum söz konusu olsun herbir
hasta içi...
Moyamoya hastalığı Willis poligonunu meydana getiren arterlerin bilateral, ilerleyici darlığı veya tıkanıklığı sonucunda kollateral damarların
gelişmesiyle karakterize kronik, progresif bir serebrovasküler hastalıktır. Adını anjiyografik görünümden alan bu hastalık Japonca “havada
dağılan si...
AMAÇ: Kranyovertebral bileşke anomalilerinin tanı yöntemlerinin ve tedavi algoritmalarının gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kranyovertebral bileşke (KVB), kafatasından omurgaya geçiş bölgesi vazifesi gören ve yapısal olarak birçok kemik ve
bağ dokusu birlikteliğinden oluşmuş f...
Spastisite, tanı ve tedavi aşamalarında multidisipliner yaklaşım gerektiren bir klinik tablodur. Etiyolojisinde farklı nedenler vardır. Tedavinin ilk
aşamasında hastanın klinik, radyolojik ve hareket yeteneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Elde edilen veriye göre o hasta için ulaşılabilinecek
he...
Sayfa: 174-179
Hidrosefali, pediatrik beyin cerrahisi pratiğini en sık meşgul eden problemdir. Hidrosefali, beyin omurilik sıvısının (BOS) dolaşımında bozuklukla
seyreden, fizyopatolojisi karışık olan bir hastalıktır. BOS fizyolojisi ve hidrosefali ile ilgili çalışmalar ve deneysel araştırmalar yaklaşık 100 yılı
...
Dandy-Walker Malformasyonu nadir görülen ve etiyolojisi tam olarak bilinmeyen bir konjenital anomalidir. Klinikte bu patolojiye ait spesifik bir
nörolojik bulgu yoktur. Dandy Walker Malformasyonun tanısı antenetal ve postnatal dönemde ultrasonografi, hayatın herhangi bir döneminde
bilgisayarlı tom...
Sayfa: 185-194
Chiari malformasyonu, arka fossa yapılarının foramen magnumdan üst servikal spinal kanala doğru değişen derecelerde yer değiştirmesi ile
birlikte olan, kranyovertebral bileşkenin ve art beynin (hindbrain) konjenital bir anomalisidir. Siringomiyeli de, tek başına bir hastalık değil,
spinal kord içi...
Şant sistemleri hidrosefalinin tedavisinde en yaygın kullanılan araçlardır. Her ne kadar teknolojik ilerlemeler olsa da halen ideal şant
geliştirilememiştir. Bunun da en önemli nedeni beyin-omurilik sıvısı (BOS) dolaşımı, dinamiği ve şant fizyolojisinin iyi bilinmemesidir. Şant
fizyolojisini öğren...
İlk kez 1908 yılında Kausch tarafından gerçekleştirilen şant uygulamasından günümüze kadar bilim ve teknolojide var olan büyük ilerlemelere
rağmen hidrosefali halen tam olarak aydınlatılamamış ve ideal şant henüz üretilememiştir. Ancak 1908 yılından günümüze kadar şant
uygulanmasından kaynaklanan ...
Hidrosefali tedavisinde kullanılan şantların enfeksiyonlarıyla özellikle pediatrik nöroşirürji pratiğinde çok sık olarak karşılaşılmaktadır. Şant
komplikasyonlarının en sık sebebidir. Şant enfeksiyonları aynı zamanda hem erişkin hem de çocuk hidrosefali hastalarının major morbidite
kaynağıdır. Ayr...
Sayfa: 216-219
Günümüzde sürekli gelişen şant teknolojisine rağmen hidrosefali için şant takılan hastaların %70-85’i on sene içinde şant disfonksiyonu
ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu şant komplikasyonları, hidrosefali için alternatif tedavi seçeneklerini gündeme getirmiştir. Yirminci yüzyılın
başından it...
Sayfa: 220-225
Araknoid kistler en sık görülen intrakranial kistlerdir. Doğru konulmuş bir endikasyon, araknoid kistlerin cerrahi tedavisinde ilk ve en önemli
aşamadır. Araknoid kistlerde tedavi endikasyonları, hastanın klinik bulguları, yaş, radyolojik bulgular, yerleşim ve kistin boyutuna göre değişir.
Tedavi ...
Miyelomeningosel omurga defektine yol açan en sık doğmalık anomalidir. Spinal disrafizmin en ciddi formudur. Miyelomeningosel omuriliğin
bir kısmının, çevresindeki meningeal yapılarla birlikte, omurga kanalındaki açıklıktan dışarıya doğru kese şeklinde çıkması ile birlikte görülen
doğmalık santral...
Sayfa: 233-237
Filum terminalenin normalde olması gereken kalınlığı olan 2mm çaptan daha kalın ve içerisinde yağ dokusu barındıran bir durumda olması
aynı zamanda filum terminalenin gergin de olmasına neden olduğundan çeşitli semptomlara yol açmakta ve tedavi gerektirmektedir. Bu yazıda
kalın, kısa ve yağlı filu...
AMAÇ: Ayrık omurilik malformasyonu, çocukluk çağında görülen gizli spinal disrafizmin nadir bir formudur. Karakteristik klinik bulguları
değişkenlik göstermekle birlikte asemptomatik de olabilir. Radyolojik olarak kolay tanı konulsa da, tedavi yaklaşımı konusu tartışmalıdır. Bu
derlemenin amacı ay...
Spinal lipomlar doğumsal kapalı spinal disrafizm bozukluklarının en sık görülen şekillerinden ve gergin omurilik sendromu nedenlerinden
birisidir. Klinik pediatrik nöroşirürji pratiğinde iki çeşit spinal lipom vardır: lipomyelomeningosel ve filum terminale lipomu. Lipomyelomeningosel
dorsal, kauda...
Kraniyal meningosel ve ensefalosellere yol açan anterior nöropor kapanma defektinin, para-aksiyel mesodermal gelişme yetersizliğinden
kaynaklandığı ve nöroektoderm ve kutanöz ektoderm arasındaki yapışıklıklarla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Üzeri normal deri ile örtülü
keselerin postnörülasyon ...