E-ISSN: 1019-5157
ISSN: 2651-5024
Cilt 30, Sayı 3 (2020)
Tam Metin PDF
Derleme
Travmatik omurilik yaralanmaları; kişisel, sosyal ve psikolojik etkileri, iş gücü kaybı ve finansal sonuçları ile ciddi sağlık problemleridir.
Omurilik yaralanmalarında, sinir sistemi dışında birçok organ ve sistemde fonksiyon kayıpları gelişebilir. Dünya genelinde, ekonomik,
coğrafi, kültürel ola...
Sayfa: 475-477
Omurilik yaralanmasının fizyopatolojisi hâlen tam olarak anlaşılamamakla birlikte, bu ilerleyici sürecin durdurulması ve rejenerasyonun
uyarılması için çeşitli tedavi modaliteleri geliştirilmektedir. Yaralanmanın tanımı ve değerlendirilmesi, fizyopatolojisi, epidemiyolojisi
gibi kavramlar farklı b...
Sayfa: 501-510
Çocuklarda spinal travma erişkin yaşa göre daha nadir görülmekle beraber büyüyen omurgaya yaklaşım ve gelişme aşamasındaki
anatomi nedeni ile takip ve tedavisi farklılıklar göstermektedir. Trafik kazaları ve spor yaralanmaları en sık sebeplerdir. Çocukluk
çağında servikal omurga yaralanmaları ve r...
Spinal travmalar, nöroşirüji pratiği içinde sık karşılaşılan ancak tanı ve tedavi seçenekleri noktasında karar verilmesi oldukça zor
olan bir hastalık grubudur. Son yıllarda, gerek ülkemizde ve gerekse dünyada, medikolegal dava sayısında ciddi miktarda artış
izlenmektedir. Medikolegal dava sayısın...
Sayfa: 466-474
Travmatik Omurilik yaralanması dünya üzerinde 10.4-83 olgu / milyon / yıl insidansına sahiptir ve toplumda maddi ve manevi
külfeti yüksek önemli bir morbidite nedenidir. Günümüzde patofizyolojisinin daha iyi anlaşılmasına rağmen, tedavide kord hasarını
önlemeyi amaçlayan nöroprotektif ve nöronal y...
Sayfa: 364-369
Servikal travmalar, tüm spinal travmaların %60"ını oluşturur. Tedavi yaklaşımı, morbidite ve mortalite üzerine doğrudan etkilidir.
Gelişen teknoloji ve yeni yöntemler ile birlikte, bu bölge yaralanmalarında konservatif tedavi ve cerrahi tedavi yaklaşımı kıyaslanır
hâle gelmiştir. Her iki tedavi se...
Halo-vest, servikal hareketi %30 ila %96 oranında azaltarak tüm ortezler içinde en rijid servikal immobilizasyonu sağlar. Kullanımı
azalmasına rağmen, halo yetişkinlerde ve çocuklarda servikal omurganın stabilize edilmesinde yararlı bir yöntem olmaya devam
etmektedir. Halo-vest sıklıkla uygun endi...
Sayfa: 317-321
Yüksek enerjili travmalar neticesinde görülen kraniovertebral bileşke yaralanmaları nadir görülen spinal patolojilerdir. Oksipital kondil
kırıkları ve atlanto-oksipital dislokasyon anatomisi zor olan bu bölgenin travmatik patolojilerindendir. Ciddi morbidite ve mortalite
nedeni olan bu travmaları ...
Odontoid çıkıntı kraniyoservikal bileşkenin geniş hareket becerisi açısından önemli bir parçasıdır. Böylesi geniş hareket aralığı ile
birlikte stabilitenin idamesi de ayrı bir özellik taşımaktadır. Bu yüzden odontoid kırıkları servikal kırıklar içinde önemli bir yere sahiptir.
Çoğunluğu yüksek ene...
Atlas kırıkları çoğunlukla motorlu taşıt kazaları ve düşme sonrası meydana gelmektedir. Atlas kırıklarını ayrıntılı olarak değerlendirmek
ve sınıflandırmak için bilgisayarlı tomografi (BT) her zaman gereklidir. Atlas kırıkları için kabul edilmiş tek bir sınıflandırma sistemi
yoktur. Sık kullanılan...
Sayfa: 329-339
Atlantoaksiyal dislokasyonlar ve rotatuar instabilite, genellikle travma, tümör ve konjenital hastalıklar nedeniyle ortaya çıkar.
Kraniovertebral bileşkenin tanı ve tedavisi zor olan bir bozukluğudur. Atlantoaksiyal dislokasyonlar ve rotatuar instabilite için çok
farklı sınıflandırılmalar kullanıl...
Sayfa: 345-450
Aksisin travmatik spondilolistezisi olarak da adlandırılan hangman kırıklarında, aksisin (C2) zayıf yeri olan pars interartikülariste kırık
mevcuttur. Aksisin nöral arkusunun vertebra korpusundan itibaren sıklıkla bilateral avülsiyonu ve odontoid sağlam kalacak şekilde
C2"nin C3"ün üzerinden öne d...
Kranioservikal bileşke içerdiği karmaşık anatomisi ve özgün biyomekanik özellikleri nedeniyle birçok kuvvet vektörünün etkisiyle
çok çeşitli kırıkların ve deformitelerin ortaya çıktığı bir bölgedir. Genellikle izole kırıkların görüldüğü ve bu kırıkların tiplendirilmeleri
yapılarak özgün tedavi kri...
Sayfa: 356-363
Anatomik olarak subaksiyel servikal omurga travmaları C3"ten C7"ye kadar olan servikal bölge yaralanmalarını ifade eder. Servikal
omurgalar anatomik olarak değerlendirildiğinde subaksiyel servikal omurların birbirine daha çok benzediği görülür. Alt servikal
travma tüm servikal travmalar içinde sık...
Sayfa: 370-379
Sıklıkla trafik kazaları, yüksekten düşmeler ve spor yaralanmaları sonucunda oluşan subaksiyal servikal travmaların sıklığı, ilerleyen
teknoloji ve güncel yaşamdaki hızlı değişiklikler neticesinde giderek artmaktadır. Erken tanı ve zamanında uygun tedavi yaklaşımı,
mortalite ve morbiditeyi azaltan...
Santral kord sendromu inkomplet omurilik yaralanmasının en sık görülen tipidir. Genellikle travma ile servikal hiperekstansiyon
sonrası, özellikle yaşlı hastalarda daralmış olan servikal spinal kanalda omurilik yaralanması sonucu ortaya çıkabilir. Santral kord
sendromu, üst ekstremitelerde alt eks...
Sayfa: 385-389
Servikal travma özellikle genç erkeklerde sık görülen bir patolojidir. Ciddi kısıtlılıklara ve servikal vertebral deformitelere yol açabilir.
Servikal travmatik deformiteler erken dönemde veya geç dönemde oluşabilirler. Deformiteyi tanımlamak için sagital ve koronal
denge parametrelerini iyi bilme...
Sayfa: 410-417
Servikotorakal bileşke (STB) yaralanmaları tüm servikal yaralanmaların yaklaşık %10"unu oluşturur. Konvansiyonel grafilerle bileşkenin
görüntüleme zorluğu nedeniyle kolaylıkla gözden kaçabilmektedir. Bu bölgede kompresyon fraktürleri, burst (patlama) fraktürleri,
faset eklem fraktürleri, dislokasy...
Sayfa: 418-427
Torakal vertebra kırıkları, omurganın diğer bölgelerindeki kırıklara göre daha az sıklıkta görülmelerine rağmen morbidite oranları
daha fazla olan kırıklardır. Genellikle yüksek enerjili travmalar sonucunda görülürler. Torakal kırıkların tanısında, bilgisayarlı tomografi
ve manyetik rezonans görün...
Sayfa: 403-409
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde künt travmalar, önde gelen mortalite ve morbidite nedenleridir. Bu künt travmalardan sonra
meydana gelen omurga kırıklarının oransal olarak çok daha az olmasına rağmen, hasta üzerinde sosyal olarak, ekonomik olarak ve
tıbbi olarak ciddi etkileri ve sonuçları o...
Sayfa: 428-431
Torakolomber bileşke kırıkları T10-L2 vertebralarını içine alan kırıklardır. Tedavi algoritması oluşturulmasında torakolomber bileşke
kırığının stabilite ve instabilitesinin değerlendirilmesi önemlidir. Torakolomber bileşke kırıklarında Denis"in üçlü kolon teorisi; Orta
kolon dışında sadece anteri...
Sayfa: 438-446
Posttravmatik deformite, omurga kırıkları sonrasında konservatif ve cerrahi tedaviler uygulansa bile gelişebilmektedir. Bunun
gelişmemesi için en önemli faktör omurga kırığı hastalarının gerekli radyolojik ölçümlerle yakından takip edilmesidir. Patolojik
boyutlara ulaşmadan, birkaç derecelik kayıp...
Sayfa: 521-526
Osteoporoz omurganın kemik kalitesini bozan ve kırıklara yol açabilen metabolik bir hastalıktır. Artan yaşlı nüfus ile beraber
giderek daha sık görülmeye başlamıştır. Çoğu osteoporotik vertebra kırığı spontan iyileşme gösterse de bazen ilerleyici çökme,
kifotik deformite, spinal kanal ya da interv...
Vertebra kırıklarının tedavisi kırığın tipine, hastanın nörolojik durumuna, hastanın kondisyonuna, kırığın stabilitesine ve mevcut
fraktüre ek patolojilerin olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir. Cerrahi tedavi gerektiren hastalarda geleneksel yöntemler,
büyük cerrahi insizyon, geniş kas ...
Sayfa: 516-520
Omurgada görülen osteoportik kompresyon kırıkları özellikle ileri yaşlarda oldukça yaygın olarak izlenen patolojilerdir. Osteoporotik
vertebra kırıkları (OVK) belirgin nörolojik kayıplara yol açmasa dahi özellikle ileri yaşlardaki insanlarda önemli ölçüde mobilizasyonu
kısıtlayarak morbidite ve mo...
Sayfa: 432-437
Alt lomber bölge (L4 ve L5) omurga kırıkları, diğer spinal bölgelere göre daha nadir olup; travmatik, osteoporotik veya metastatik
süreçlere bağlı görülebilirler. Bu bölge yaralanmaları, diğer omurga bölgelerinden klinik ve morfolojik özellikleri ile tedavi yaklaşımları
açısından farklılıklar göst...
Sayfa: 447-453
Sakrum, biyomekanik olarak, vücudun kuvvet bileşenlerinin merkezinde yer alan spinal kolondan pelvise yük transferi yapan
kemik bir yapıdır. Omurgadaki eksenel kuvvet, sakroiliak eklemin önünde yer alır ve ikinci sakral vertebrada merkezileşmiş öne
doğru bir dönüş kuvveti oluşturur. Sakrumda kırık...
Koksigodinia; bel ağrısı ve radiküler yayılımı olmadan genellikle koksiks ve sakral perianal bölge içinde ağrı olarak tarif edilir. Öykü
ve fizik muayeneye dayanan klinik bir tanıdır. Bazı koksigodinia olguları idiyopatik iken çoğu hastada düşme gibi travmatik bir
olay söz konusudur. Primer tedavi...
Siringomiyeli, spinal kord içinde kistik kavitasyonla karakterize progresif, nadir bir hastalıktır. Travma, sirinks gelişiminde
önemli bir etiyolojik nedendir. Travma sonrası siringomiyeli, çeşitli doğal durumlar ve travmatik olaylardan veya bunların bazı
kombinasyonlarından kaynaklanabilir. Bu ka...
Omurilik yaralanmaları özellikle gelişmiş toplumlarda önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Yaralanma anından
sürecin sonuna kadar multidisipliner yaklaşım gerektirir. Tanı ve tedavi olanaklarındaki gelişmelere rağmen önemli oranda hasta
yaralanmanın geri dönüşümsüz geç komplikasyonlar...
Omurilik yaralanması, hastanın ve ailesinin yaşamını aniden ve dramatik bir şekilde değiştiren ağır bir nörolojik tablodur. Yaralanmadan
sonra birçok nörolojik ve tıbbi sorun ortaya çıkar, hastanın neredeyse tüm vücut fonksiyonları etkilenir. Son yıllarda tıptaki gelişmelere
paralel olarak OY"li h...
Ağrı; Uluslararası Ağrı Araştırma Derneği tarafından "gerçek veya potansiyel doku hasarı veya bu tür hasarlar ile ilişkili hoş olmayan
bir duyusal ve duygusal deneyim" olarak tanımlanmaktadır. Ağrı omurilik hasarının sık görülen bir sonucudur. Çoğu çalışma spinal
kord yaralanmalı kişilerin yaklaşı...
Ortezler vücuda dışarıdan kuvvet uygulayan mekanik cihazlardır. Omurgaya binen yükün azaltılmaya çalışılmasından ziyade hareket
aralığını kısıtlayarak ağrının azaltılması ile iyileşmeye katkıda bulunur. Ortezler genel olarak "üç noktadan bası" prensibi ile çalışırlar
ve engelledikleri hareket yönü...